Flt sayfasında bu kez Otonom ahlak dönemi hangi yaş aralığındadır üzerine kapsamlı bir içerikle karşınızdayız.
Bir çocuğun küçük yaşlarda kurallara yalnızca ceza almamak için uyduğunu, büyüdükçe ise bu kuralların neden var olduğunu sorgulamaya başladığını fark etmişsinizdir. Örneğin, bir arkadaşına haksızlık yapıldığında yetişkinlerin ne diyeceğini düşünmek yerine arkadaşının duygularını anlamaya çalışması, ahlaki gelişimde önemli bir değişimin işareti olabilir. Peki, birey kendi vicdanıyla karar vermeyi hangi yaşlarda öğrenir?
Otonom ahlak dönemi, İsviçreli psikolog Jean Piaget’nin ahlaki gelişim kuramında, bireyin kuralları sorgulayabildiği, niyetleri değerlendirebildiği ve ahlaki kararlarında karşılıklı anlayışa önem verdiği gelişim evresidir. Bu dönem genellikle 10-12 yaşlarından itibaren belirginleşir. Ancak yaş aralığı kesin bir sınır değildir; bireyin sosyal çevresi, deneyimleri ve kültürel koşulları ahlaki gelişimini etkileyebilir.
Otonom ahlak, bireyin ahlaki kuralları yalnızca otoritenin koyduğu değişmez emirler olarak görmemesi anlamına gelir. Çocuk, bir davranışın doğru veya yanlış olduğunu değerlendirirken davranışın amacını, sonuçlarını ve başkaları üzerindeki etkilerini de dikkate almaya başlar.
Piaget, çocukların ahlaki düşüncelerini incelerken kurallara bağlılığın zaman içinde değiştiğini ortaya koymuştur. Onun yaklaşımında, küçük çocukların kuralları otorite tarafından belirlenmiş ve değiştirilemez kabul etme eğilimi, yaşla birlikte daha esnek ve karşılıklılığa dayalı bir anlayışa dönüşebilir.
Heteronom ahlak döneminde çocuk, kuralları çoğunlukla yetişkinlerin otoritesiyle ilişkilendirir. Bir davranışın yanlışlığını değerlendirirken ortaya çıkan zarara ve ceza ihtimaline ağırlık verebilir.
Otonom ahlak döneminde ise niyet, adalet, karşılıklı saygı ve kuralların gerekçeleri daha fazla önem kazanır.
Örneğin, yanlışlıkla birkaç tabağı kıran bir çocukla bilerek tek bir tabağı kıran başka bir çocuğu düşünelim. Otonom ahlak anlayışı gelişen birey, yalnızca kırılan eşya sayısına bakmak yerine iki olay arasındaki niyet farkını da değerlendirebilir.
Ahlaki gelişim yalnızca bireyin zihninde gerçekleşen bir süreç değildir. Aile, okul, arkadaş grupları, medya ve toplumsal kurumlar, hangi davranışların doğru veya yanlış kabul edildiğini öğrenmemizde önemli rol oynar.
Toplumsal normlar, insanların bir toplum içinde nasıl davranmaları gerektiğine ilişkin yazılı veya yazısız beklentilerdir. Çocuklar bu normları aile içindeki ilişkilerden, okul kurallarından ve günlük yaşamdan öğrenir.
Ancak otonom ahlak gelişimiyle birlikte birey, toplumda yaygın kabul gören bir davranışın her zaman adil olup olmadığını sorgulayabilir. Örneğin, sınıfta çoğunluğun bir öğrenciyi dışlaması, dışlamayı doğru hâle getirmez. Bireyin çoğunluğa karşı çıkarak arkadaşını savunması, bağımsız ahlaki değerlendirmeye örnek olabilir.
Bu noktada , bireyin kararlarında başkalarının haklarını ve eşitliğini dikkate almasıyla ilişkilidir.
Çocukların ahlaki değerlendirmeleri, toplumsal cinsiyet rolleri ve kültürel beklentilerden de etkilenebilir. Bazı ortamlarda erkek çocuklarından güçlü olmaları ve duygularını göstermemeleri, kız çocuklarından ise daha uyumlu davranmaları beklenebilir.
Bu beklentiler, çocukların hangi davranışları doğru kabul ettiğini ve çatışmalar karşısında nasıl tepki verdiğini etkileyebilir. Örneğin, bir erkek çocuğunun haksızlığa uğradığında sessiz kalmasının cesaret olarak değerlendirilmesi, adalet anlayışının toplumsal normlarla nasıl şekillenebildiğini gösterir.
Burada
, yalnızca kaynakların paylaşımında değil, çocukların kendilerini ifade etme ve kararlarına saygı gösterilmesini sağlama fırsatlarında da ortaya çıkabilir.
Kültürel farklılıkları da göz ardı etmemek gerekir. Bazı toplumlarda bireysel karar verme ve bağımsızlık ön plana çıkarken bazı topluluklarda aileye karşı sorumluluk ve ortak yarar daha fazla vurgulanabilir. Bu farklılıklar, bir toplumun diğerinden daha ahlaklı olduğu anlamına gelmez; ahlaki kararların hangi değerler çevresinde şekillendiğini anlamamıza yardımcı olur.
Bir öğretmenin sınıfta yalnızca başarılı öğrencilere söz hakkı verdiğini düşünelim. Öğrencilerden biri bu uygulamanın adil olmadığını söyleyerek herkesin kendini ifade edebilmesi gerektiğini savunabilir. Bu davranış, kuralları sorgulama ve eşitlik ilkesini değerlendirme açısından otonom ahlakla ilişkilendirilebilir.
Elbette tek bir davranış, çocuğun ahlaki gelişim düzeyini kesin biçimde belirlemez. Çocuğun gerekçeleri, farklı durumlarda nasıl karar verdiği ve başkalarının bakış açılarını ne ölçüde dikkate aldığı da önemlidir.
Jean Piaget, The Moral Judgment of the Child adlı 1932 tarihli eserinde çocukların kuralları ve ahlaki sorumluluğu nasıl değerlendirdiğini incelemiştir. Bulguları, ahlaki düşüncenin sosyal etkileşim ve akranlarla kurulan ilişkiler içinde gelişebileceğine işaret eder.
Lawrence Kohlberg ise ahlaki gelişimi daha ayrıntılı aşamalarla ele almıştır. Kohlberg’in kuramında ahlaki muhakeme, yalnızca ceza veya ödül beklentisine dayanmanın ötesine geçerek toplumsal düzeni, hakları ve evrensel etik ilkeleri değerlendirmeye uzanabilir.
Bununla birlikte, güncel akademik tartışmalarda ahlaki gelişimin yalnızca yaşa veya belirli aşamalara indirgenemeyeceği vurgulanır. Carol Gilligan’ın 1982 tarihli In a Different Voice adlı çalışması da ahlaki değerlendirmelerde bakım, ilişkiler ve sorumluluk boyutlarının ihmal edilmemesi gerektiğini savunmuştur.
Bu yaklaşımlar birlikte düşünüldüğünde, ahlaki gelişimin hem adalet ilkeleri hem de kişiler arası ilişkiler çerçevesinde incelenmesi gerektiği anlaşılır.
Çocukların bağımsız ahlaki düşünme becerilerini geliştirmek için onlara yalnızca kuralları ezberletmek yeterli değildir. Kuralların neden gerekli olduğunu açıklamak, farklı görüşleri dinlemek ve davranışların sonuçları üzerine konuşmak önemlidir.
– Çocukların düşüncelerini korkmadan ifade edebileceği ortamlar oluşturulmalıdır.
– Bir davranış değerlendirilirken niyet ve sonuç arasındaki fark açıklanmalıdır.
– Aile ve okul kuralları, mümkün olduğunda gerekçeleriyle birlikte ele alınmalıdır.
– Çatışmalarda tarafların duygularını anlamaya ve adil çözümler geliştirmeye önem verilmelidir.
– Yetişkinler, kendi davranışlarıyla dürüstlük, empati ve karşılıklı saygı konusunda örnek olmalıdır.
Bu uygulamalar, çocuğun yalnızca otoriteye uyum sağlamasını değil, başkalarının haklarını gözeterek kendi kararlarını değerlendirmesini de destekleyebilir.
Otonom ahlak dönemi, Piaget’nin kuramına göre genellikle 10-12 yaşlarından itibaren belirginleşen bir ahlaki gelişim evresidir. Bu dönemde birey, kuralların değişmez olmadığını fark etmeye, davranışların arkasındaki niyetleri değerlendirmeye ve karşılıklı adalet anlayışı geliştirmeye başlar.
Ancak ahlaki olgunluk yalnızca yaşla açıklanamaz. Aile ilişkileri, kültürel değerler, eğitim olanakları, arkadaş çevresi ve güç ilişkileri bireyin ahlaki kararlarını etkiler. Bu nedenle çocukların farklı düşüncelerini ifade edebildiği, haksızlıkları sorgulayabildiği ve başkalarının haklarını öğrenebildiği ortamlar oluşturmak önemlidir.
Sizce bir çocuğun doğru ile yanlışı kendi başına değerlendirmeye başladığını gösteren en önemli davranış hangisidir? Çocukluk döneminizde bir kuralı sorguladığınız veya bir haksızlığa karşı çıktığınız bir anı hatırlıyor musunuz? Ailenizin ve çevrenizin bu deneyim üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
– Piaget, J. (1932). The Moral Judgment of the Child. Routledge & Kegan Paul.
– Kohlberg, L. (1981). Essays on Moral Development, Volume I: The Philosophy of Moral Development. Harper & Row.
– Gilligan, C. (1982). In a Different Voice: Psychological Theory and Women’s Development. Harvard University Press.
Flt ekibi olarak Otonom ahlak dönemi hangi yaş aralığındadır konusunda daha fazla faydalı içerik üretmeye devam edeceğiz.