Patates Kızartması Ne Sıklıkla Yenir?
Hayatımda bazı yemekler vardır, bana daha fazlasını anlatan, sadece doyurmakla kalmayan ama beni bir şekilde içsel olarak besleyen… Onlardan biri kesinlikle patates kızartmasıdır. Kayseri’de, elimde bir çay bardağı, önümde kızarmış patatesler ve pencerenin kenarında dondurucuya koyduğum eski anıların hışırtısı varken, bu satırları yazmaya başlamak, her bir ısırıkta hissedeceğim o eski duyguları, o eski “sıkıntılarımı” hatırlamak gibi bir şey olacak.
Evet, bazen sadece bir patates kızartması, ne kadar sıklıkla yenmesi gerektiği sorusunun ötesinde, hayatın bana sunduğu acı tatları hatırlatabilir. Ama bir taraftan da, umut. Hadi başlayalım.
1. Bir Patates Kızartmasının Gücü
Geçen kış, Kayseri’nin o soğuk, gri akşamlarından birinde, işlerimi hallettikten sonra, akşam yemeği için ne yapsam diye düşünmeye başladım. Kendimi mutfakta bulduğumda, bir anda elime aldığım patatesin kabuklarını soymaya başladım. O an, hayatın anlamını düşündüğüm bir anı hatırladım:
O kadar çok plan yapıyordum ki, o zamanlar hayatımda patates kızartması yemeyi bir ödül gibi görmüyordum. Bir türlü başarmadığım bir sınav, bitirmediğim bir proje ya da tamamlanmamış bir şey, patatesin bana verdiği küçük mutlulukları alıp götürüyordu. “Bugün güzel bir şey yapmam lazım,” dedim içimden. İhtiyacım olan şey, her ne olursa olsun bir rahatlamaydı.
Bazen bir patates kızartmasının sıklığı, sadece yemekle değil, duygusal boşlukları doldurmakla ilgilidir. O an, derin bir nefes alıp mutfak tezgahına baktım ve o patateslerin sırasını oluştururken kendimi kaybettim. Bir parça umut, bir parça hayal kırıklığı ve bolca kıskanılan lezzet! Ama biraz da suçluluk… Çünkü ben “sık yapmamam gerek” diyordum, ama her seferinde bir şekilde mutfakta buluyordum kendimi.
2. Geçmişin Lezzetli Anıları
O gün patates kızartmasının ne sıklıkla yenmesi gerektiğini düşündüm. Duygusal bir anı, o kadar derin hissettim ki… Bir çocukken, annemin bana yaptığı patates kızartmalarını hatırladım. Renkli tabağında o gün yediğim patates kızartmalarının kokusu burnuma geliverdi. O zamanlar, günün en neşeli anlarıydı o yemekler. Annem, bazen bana öyle güzel patates kızartmaları yapardı ki, sanki onlardan bir şeyleri öğrenmişim gibi hissederdim.
Çocukken, patates kızartması her zaman bir ödül gibi gelirdi. “Bu hafta derslerinde başarılı oldun, hadi bir tabak patates kızartması al,” derdi annem. O zamanlar patatesin sadece lezzeti değil, bu ödülün bana verdiği o mutluluk çok değerliydi.
Ancak zaman geçtikçe, patates kızartması sadece ödül olmaktan çıkıp, bir anlamda “yumuşak köşe” haline geldi. Yani, hayatın karmaşasında kaybolduğunda, patates kızartması bir tür teselli gibi oldu. Hayal kırıklığına uğramışsanız, bir tabak patates kızartması her şeyin geçici de olsa iyi hissettiren tarafı olabiliyor. Yani “sıklık” meselesi, bazen kalbinizin durumuna göre şekilleniyor.
3. Patates Kızartması: Bir Yalnızlık Arkadaşı
Bir gün, işte o “karanlık” anlardan birinde, Kayseri’deki küçük dairemin mutfak köşesinde yalnız başıma patatesleri kızartmaya başladım. O an yalnızlık, bana bir süreliğine huzur vermişti. Diğer taraftan ise, o mutfak kokusuyla birleştirilmiş yalnızlık, beni yavaşça sarhoş eden bir mutluluğa dönüştü.
O kadar sık yapıyordum ki, bazen bu alışkanlık gibi olmaya başladı. Yalnız kaldığımda, neredeyse sürekli bu yemekle buluşuyordum. Patates kızartmasının bir an önce tüketilmesi gereken bir şey haline gelmesinin sebebi buydu. Çünkü insanın duygusal boşlukları, beklemekten korkar. Yavaşça, her şey geçer diye düşündüm ve evet, patates kızartması, bana bu hızla geçmesi gereken duyguları hatırlatıyordu.
Bir ses içimden: “Patates kızartması sıklıkla yenmemeli, ama belki de bazen, her şeyin ‘doğru’ olduğu tek şey o olabilir.”
4. Hayal Kırıklığının Yanında Patates Kızartması
Bir sonraki gün, çok büyük bir hayal kırıklığına uğradım. Önemli bir toplantı vardı, her şey hazır gibiydi ama bir anda işler ters gitti. Hayal kırıklığı kalbimi o kadar hızlı çarptı ki, bir süre ne yapacağımı bilemedim. Bu duyguyu bastırmak için mutfağa yöneldim.
Bir tabak patates kızartması, bana kendimi iyi hissettirecekmiş gibi geldi. Elimde patatesler, mutfakta hazırlık yaparken, aklımda sadece bu patateslerin o muazzam lezzeti vardı. O an, her şeyin geçici olduğunu düşündüm. Hayat bazen biraz da böyleydi; bir hayal kırıklığı, belki bir yanlış karar, ama sonra patatesin kıtır kıtır sesiyle birlikte gelen o “saf mutluluk” anı.
Hayal kırıklığı bir süre sonra geçse de, o patates kızartmasının tadı, bana küçük bir umut veren şey haline gelmişti. Sıklıkla yapılmasından ya da ne kadar tüketildiğinden çok, bu yemeğin benim için bir anlam taşıyor olmasıydı. İşte o an fark ettim ki, patates kızartması, sadece fiziksel olarak değil, duygusal olarak da insanı doyurabiliyor.
5. Sonuç: Patates Kızartması Ne Sıklıkla Yenir?
Sonunda düşündüm: Patates kızartması ne sıklıkla yenir? Bazen, hayatın karmaşasında kaybolduğunda, o kadar da sık olmamalı, ama bazen de, duygusal olarak ihtiyacınız olduğunda, sıklığının bir önemi yok. Bir tabak patates kızartması, bana bazen bir ödül, bazen de bir dost olur. Sıklık ne kadar olursa olsun, o patatesin bana verdiği o anlık huzuru düşünmek, içimi rahatlatıyordu.
Ve evet, belki de patates kızartmasının sıklığını düşündüğümde, bir yemek değil, kalp boşluklarını dolduracak bir şey olduğunu anladım. Sıklık değil, ihtiyaç zamanıdır.